Etiketler

Denemeler (12) Diğer (28) Makaleler (18) Şiirler (45)
Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2020 Cumartesi

Gölge'm


Sen
Bir el kadar küçükken
Kalbimi açtım sana
Ben
Kıpırdatmaktan korktum
Sessiz ve soğuk akşamlarda
Uyuşan bacağımı
Sırf kaçmasın keyfin diye
Üstünde huzurla uyurken
Ben
Bir dev kadar büyükken
Yalnızlığımı aldın benim
Sen
Görmemekten korktun
Uzun ve sıcak gecelerde
Bir an bile olsa beni
Sırf bu yüzden ayrılmadın peşimden
Bütün perdelerimi indirsen de yere
Delik deşik etsen de tüm tenimi
Ve çantamdan çaldığın kalemleri toplasam da
Olmadık deliklerden
Bir sen vardın, tek sen vardın
Hep sen vardın Gölge’m



12 Mayıs 2020 Salı

Oğlum

Dün gibi daha, doğduğun
Sözden anlamaz
Tatlı, yumuk, haylaz ve pamuk
Büyüdün bak
Büyüdün bulutlara kafa tutan dağlar gibi
Gökyüzünü katıp birbirine
Gözlerinde şimşekler çakan bir kartalın kanatları gibi büyüdün
Büyüdün karanlık dünyaya bir ışık yakmak için
Ve büyütmek için dağlarda açan çiçekleri yeniden
Renk renk, doku doku, yaprak yaprak, koku koku
Büyüdün gözlerimin nuru, umudum
Büyüdün ışığın prensi, rengin sesi
Büyüdün
Büyüdün dağların efendisi
Büyüdün canım oğlum


1 Mart 2020 Pazar

AFFAN


Güneş doğmadan daha
Gün ağarmadan tepelerin üzerinde denize yaslanan
Ve çığlıkları başlamadan martıların
Doluşup alelade bir bota çıktılar yola
İkisinde bile değildi, adı Affan
Adı gibi tertemiz, hiç görmemiş babasını
Anası üç paraya yetmişinde bir arsıza üçüncü karı olarak satılan
Boş gözlerle bakıyordu etrafındakilere
Orta yaşlı bir kadın kucaklamış ve bir türkü tutturmuştu ağlamasın diye
Bir dalgadan diğerine çırpınarak ilerleyen bot
Atlıkarınca gibi dalıp çıkıyordu sularda
Ağlamıyordu Affan
Çünkü çaresizce ağlayan o kadar çok insan görmüştü ki bir kelebek kadar kısa ömründe
İşe yaramadığını biliyordu gözyaşlarının
Ve durmayı bilmek gerektiğini ağlamadan
Ufukta görünen soluk ada umuttu onlar için
Sahip oldukları tek şeydi acının dışında
Onunla tutunuyorlardı yaşama Batı’ya doğru
Kâh ağıtlar yakıyor kâh sessizlik şiirinin mısralarına dalıyordu onlarca insan
Tam o sırada
Ankara’da
Ve Şam’da
Aynı Allah’ın yolunda ve aynı peygamberin adıyla
Şehitlik masalları anlatılarak gönderiliyordu Mehmetler ve Affanlar birbirlerini öldürmeye
Sallanan iktidarları ancak böyle pekişirdi muktedirlerin
Ovuştururken bir yerlerde silah tüccarları ellerini
Hem de hiç utanmadan

14 Ocak 2020 Salı

Cehennem

Döktüm bütün günahlarımı kaseden
Büyük, ufak demeden ortalığa saçtım
Yaptım muhasebesini, kırdım kalemi
Hala duruyorken başımda biçare aklım

Suçlarımı biliyorum, küçücük bir insanım
Sanmasın kimse köpük gibi aktım
Çaktım kibriti, tutuşturdum bu gece
Kendi cehennemimi ben kendim yaktım

2 Ocak 2019 Çarşamba

Gitmek

Kalmasını bilmiyorsan 
Gitmesini bileceksin
Sevmesini bilmiyorsan
Uzaktan seveceksin

Yalnızlık

Hoş geldin yalnızlık
Yeni yılın eski dostu
Kadim yoldaşım
Çaresizlik sırdaşım hoş geldin
Ne ben seni sevdim
Ne de olabildim sensiz
Kapı pervazındaki toz gibi
Oradaydın hep, bildim
Sıra sana gelecekti mutlaka
Sevenler gider sevdikleri için
Oysa bana sormazlar
Bilmezler hiç ben ne isterim
Onlar hep benim için gider
Bir yaşında çocuk ne ister
Ve hastalıklı bir aşık
Bilmezler ve benim içindir hep
Giderler
Fakat sen hep sadık
Sıran geldiğinde omzumda nefesin
Yeni yılın eski dostu
Kadim yoldaşım hoş geldin

28 Kasım 2018 Çarşamba

Bir çocuğun hayalleri


Güneş doğar, bilirsin
Renkler soluklaşır
Gecenin boşluğuna yaslamak için sırtını
Her –ki karanlık örter çirkinlikleri,
Şey sıfırdan başlar, sadece
Bir çocuğun hayalleri kalır, donuklaşır.

Kaçmak istersin gözlerden, sezersin
İnsanlar sahteleşir
Tekliğinin kucağına atmak için kendini
Bir –ki dindirir acıları yalnızlık,
Şey yeniden ölür, birlikte
O çocuğun hayalleri gider, uzaklaşır.

14 Kasım 2018 Çarşamba

Kaç yılda bir gelir Orhan Veli

Her on dördü kasımın
Tarifsiz acılar içinde kalırım
Neyleyeyim, çukura düşüp ölmenin
Bedava olduğu bir ülkede
Sen kadar güzeli çıkmış adamın
Ki sırf bu yüzdendir
Orhan olmasını istemişliğim adımın

23 Mart 2017 Perşembe

GÜLECEKLERİMİZ

Tanrı mutluluğu paylaştırırken dünyaya
Sıra bizim coğrafyaya geldiğinde muhtemel
Uykuya dalıp mışıl mışıl rüyasında
Ak sakallı tonton yüzlü bir dede görmüş
Ve sanırsam uyup sözüne tonton yüzlü bu dedenin
Mutluluğu vermektense peşin peşin bizlere
Bastırıp hiçse senetlerini önümüze sürmüş
Marifeti bununla kalsa ne gam ulu Tanrının
Beş para ediyormuş verdikleri sanki
Tutup bunları bir de güleceklerimizden düşmüş

24 Kasım 2015 Salı

Öğretmenim

Öğretmenim
Korktum önceleri bakınca yüzüne
Seni hep sıra dayaklarında
Parmak uçlarımda acı gibi hissettim
Yolumu değiştirmek zorunda kaldım çoğu zaman
Sırf seninle karşılaşmamak için olur olmaz
Sonra yavaş yavaş
Hayranlıklarım baş gösterdi ilk gençliğimde
Kimi zaman pantolonunun ütüsüne
Kimi zaman saçının kıvrımına kilitlendi gözlerim
Utancımdan olsa gerek
İlk aşkımın sen olduğunu sır gibi saklayıp
Kimselere söylemedim
Derken senin gibi konuşma hevesi sardı beni
Ve senin gibi etkileyebilmek birbirinden güzelleri
Biliyorum yapamadım
Sana ulaşayım derken karıştırdım yolları
Biliyorum yapamadım
Acım büyüdü içimde, atamadım
Biliyorum yapamadım
Çarem kalmadı avuttum kendimi
Seni hatırlayarak her yirmi dört kasım


11 Eylül 2015 Cuma

Hayal Dünyası

Diyorlar ki ben
Hayal dünyasında yaşıyormuşum

Sizin olsun
Söküp attığınız sevgiyi
Ve öfkeyi beslediğiniz gerçek dünyanız

Ben hayallerimle çok mutluyum

31 Temmuz 2015 Cuma

Gökyüzü



Kanla büyüttünüz çocukları
Ninniler yerine marşlar okutup
Şiirler yerine antlar dinlettiniz

O çocuklar büyüyüp
Kurşun sıkarken ötekine
Ve akıllanmayıp hala
Körükle koşarken yangın yerine
Sütten çıkmadınız bilesiniz ki

Gökyüzünü siz kirlettiniz

20 Şubat 2015 Cuma

Kar
Sokaklar dar
Kömür kokan dar sokaklardan
Nergis kokulu
Bahar kokulu
Bir haber var
Yar

8 Aralık 2014 Pazartesi

İzler

Seveceksen
Bir kitabı okur gibi sev
Geri dön tekrar sev
Bir daha sev, geç üstünden
Yorulunca, hatırlamak için kaldığın sayfayı
Kıvır ucumdan, korkma izi kalsın
Sokma aramıza ruhsuz ayıraçları

Seveceksen
Bir kitabı okur gibi, eski usul
Her bir sayfamda kıvrım izleri
Kokun uçar gider, bilirim
Söner gözlerindeki ışık
Zaman alıp götürür, bilirim
Hiç değilse izler kalsın senden geri.

7 Aralık 2014 Pazar

Kulak ve Göz

Kulaklarını aç
İyi dinle beni
Daha iyi duymak istresen
Işıkları kapat
Daha iyi görmek istersen
Gözlerini


28 Kasım 2014 Cuma

Şiir

Süslü
Ve anlaşılmaz cümlelerle
Bir akıl oyunuysa
Şiir sence
Basit
Ve sıradan cümlelerle
Kalbe dokunmaca
Şiir bence

Çingene

Yedirip içirdim oğlanı, sabah soğuğunda saldım okula
İlk iki ders bedenmiş, sonra din
Çocuk bu, haliyle ağzı kulaklarda
Kıçıma çekip dar bir pantol, İtalyan marka
Sırtıma da mavi, pahalı bir çanta
Düştüm kahpe İstanbul sokaklarına

Cepheden cepheye ordu gibi yürüyoruz
Metrodan metrobüse Ünalan'da
Yürüyen yol yapmış, sağ olsun Topbaş amca
Suratlar asık, başlar önde, rappa da rappa da rappa
-Bir tek yanımdaki kısa boylu, tombul bacaklı, şirin kız
Tıkıdı tık tık tıkıdı tık tık, bir sağdan bir soldan yalpalamakta
A be güzelim ne var, değer mi bu çileye
Beceremiyorsan giyme yedi sekiz santim hatrına?-

Derken karşıda, virajın az ötesinde
Yaklaşan gülüşler, kır çiçekleri gibi çınlamakta
Merak bu, "ileri bak!" komutu almış gibi
Kafaları kaldırdık, cenaze merasimi sanki, somurta somurta
Hepimiz topluca giderken biz aynı yöne
Onlar, bir bahar şarkısı gibi geçtiler yanımızdan tersine
Biri kucakta dört çingene çocuk, bir de anayla baba

Küçümseyerek bakış attık, acıdık, azıcık da ekşitip yüzümüzü
Sonra eğip başlarımızı öne, kulaklarımızda Frank Sinatra
Durmak yok, yola devam, rappa da rappa da rappa

24 Kasım 2014 Pazartesi

Zincir

Farklılıklarımız mı bizi birlikte tutan?
Yoksa aynılıklarımız mı aramızda duran?

Gel kucakla desem beni
Zaaflarım ve zayıflıklarım korkutur mu seni?
Gel oturalım desem, el ele
Çıkarıp silahlarını kılıflarından
Topunu, tüfeğini ve de o kamçı gibi dilini
Bırakır mısın yere?

Farklılıklarımız mı bizi birlikte tutan?
Yoksa aynılıklarımız mı aramızda duran?

11 Eylül 2014 Perşembe

BABAM

Daha küçücük, sümüklü bir oğlanken ben
Yılda çok değil bir ay görüp doyamadığım
Karşısında titrerken korkudan
Cesaret almak için arkasından ayrılamadığım
BABAM
Öfkeden kudurtan beni kimi zaman
Cılız ve kırılgan ilk gençlik yıllarımda
Kar gibi yağıp bazı bazı
Sonra bahar güneşi gibi ısıtan
Poyraz olup esen, meltem misali okşayan
BABAM
Dağları esir edip güçlü bedenine
Bir çocuğun  oynadığı gibi oynayan toprakla
Onu sevip onu özleyen;
"Ne olur bir parça da bize ver o sevgiden"
Ağlatan, güldüren, kıskandıran
BABAM
Dik durup hep ulu bir Karadeniz ladini gibi
Eğilmektense bir milim
Ölümü coşkuyla kucaklayan
Ve bir kasırga gibi titretip yeri
Bir tayfun gibi ıslatan
Ve görülmemiş bir deprem gibi yarıp toprağı
Sevgiliye koşar gibi koşan
BABAM